5 Nisan 2018 Perşembe

Rear Window (Arka Pencere) - 1954

Rear Window (Arka Pencere), Alfred Hitchcock’un başroldeki karakter Jefferies’i (Jeff) oynayan James Stewart’tan sadece bakmasını istediği hem de 300-400 kere bakmasını istediği ve böylelikle izleyiciye onun nereye baktığını gösterdiği bir film. Evet, saçma bir giriş oldu. Yani başrol oyuncusundan bakması dışında bir şey yapması istenmemiştir filmde. Zaten filmin güzelliği de burada yatıyor.

Bu filmin öyküsünün Cornell Woolrich’in kısa bir öyküsünden alındığı bilinir. Öykü, odasına kapanıp kalan bir hasta ile ilgili ve bu hastanın bir bakıcısı var ama bu bakıcı olaylar sırasında hiç görülmez. Öyküde hasta bir kişinin penceresinden gördüğü şeyler betimleniyor ve bu kişinin yaşamının birden nasıl tehlikeye girdiği anlatılıyor. Sonunda ise katilin avlunun öteki tarafından hasta adama ateş etmesi ancak hasta adamın bir şekilde kendini savunmasıyla zirveye ulaşıyor.

31 Mart 2018 Cumartesi

Citizen Kane (Yurttaş Kane) - 1941

Orson Welles Hollywood’a tiyatrodan geçmiş bir sanatçıdır. Citizen Kane ve The Magnificent Ambersons burada ilk çalışmaları olup Agnes Moorehead, Joseph Catton gibi oyunculara yıldızlık kapılarını açmıştır. Citizen Kane’i çevirdiği zaman Welles henüz 25-26 yaşında idi. Fakat bugünün seyircisi dahi filimin kudretini inkâr edemez Welles filmleri kendisine has bir teknik taşır - açık ve koyu renkler arasında zıtlıkların belirtilmesi, hızlı konuşmalar, gölgeli suratlar, yalnızlığı sembolize eden bir beyazlığın fon olarak kullanılışı gibi.

Welles 1939’da Joseph Conrad’ın Heart of Darkness kitabını filme çekmek ister ve stüdyolarla görüşür. Ancak, stüdyolar maliyeti yüksek olur diyerek Welles’i reddederler. Welles bu reddediliş sonrası, Citizen Kane (1941) filmini çeker. Kadere bak, belki stüdyolar Welles’i reddetmeselerdi Citizen Kane olmayacaktı ve belki de Francis Ford Coppola Heart of Darkness’dan esinlenerek Apocalypse Now (1979) filmini çekmeyecekti.

27 Mart 2018 Salı

Bülbülü Öldürmek (To Kill A Mockingbird) – 1962

Bülbülü Öldürmek, Harper Lee tarafından yazılan bir romandır (2015 yılına kadar yazarın tek romanı budur) ve 1960 yılında yayımlanıp 1961 yılında da Pulitzer ödülü almıştır. Yazımına ise 1956’da başlanılmıştır. Aslında kitap, otobiyografisel birtakım yönler barındırır. Kitap küçük bir kız çocuğu olan Scout (Jean Louis Finch) tarafından anlatılmaktadır ve bu karakter Harper Lee’nin kendi çocukluğuyla benzer özellikler taşır. Elbette bunları yazarın kendisinden öğreniyoruz. İkisinin de küçük sakin bir kasabada geçen çocuklukları, kitapta Scout’un arkadaşı olan Dill’in yine gerçekte Lee’nin bir çocukluk arkadaşından esinlenilmiş olması gibi. Hikayemiz, 1929 Büyük Buhranından (Great Depression) sonra adı Maycomb olan küçük bir kasabada geçer. Scout’un abisi olan Jem, avukat babaları Atticus (anneleri vefat etmiştir) ve siyahi dadıları olan Calpurnia, komşuları Bayan Maudie ve Radley ailesi, kasabanın Şerifi Tate, iftiraya kurban giden siyahi Tom Robinson ve karısı Helen, iftirayı atan Bob ve kızı Mayella Ewell hikayedeki karakterlerdir.

28 Ocak 2018 Pazar

Por Una Cabeza

La casa de papel dizisinin 2. sezon 1. bölümünde Berlin ve Ariadna'nın soygunun gerçekleştiği darphanede bir odada Berlin'in zorlamasıyla dans ettikleri sahnede çalan şarkıdan bahsedeceğim. Dans sahnesi masanın üzerindeki radyodan gelen bir şarkıyla başlar. Bu şarkı bir tango şarkısı olup adı "por una cabeza"dır. Peki bu şarkıyı nereden hatırlarız? Al Pacino'nun  Albay Frank (Colonel Frank) rolüyle Oscar aldığı 1992 yapım Scent of a Woman (Kadın Kokusu) filminde Donna (Gabrielle Anwar) ile gerçekleştirdiği unutulmaz tango sahnesinden. Ayrıca, 1993 yapım Schindler's List (Schindler'in Listesi) filminin giriş sahnesinde Oskar Schindler'in (Liam Neeson) balo salonuna adımını atıp yerine geçerken çalan şarkı olmasından. Carlos Gardel - Por Una Cabeza için sahneler aşağıdadır.







28 Aralık 2016 Çarşamba

Erving Goffman - Sosyolojik Yaklaşımı, Toplum Görüşü, Temel Varsayımlar, Metodolojisi vb.


Kısa Hayat Hikâyesi ve Eserleri

Goffman (1922-1982) Kanada Manville’de doğdu. Toronto ve Chicago Üniversitelerinde okudu ve daha sonra Edinburgh Üniversitesi Sosyal Antropoloji Bölümünde çalışmaya başladı. Shetland Adalarındaki alan çalışmasından (1949-51) sonra “Gündelik Hayatta Benliğin Sunuluşu” başlıklı ilk temel yapıtını yayınladı. Ulusal Akıl Sağlığı Merkezindeki araştırmalarını “Barınaklar - Asylums” (1961) isimli kitabında sundu. 1962’de Kaliforniya Üniversitesi Sosyoloji Profesörlüğüne atandı. 1981 yılında Amerikan Sosyoloji Derneği Başkanlığı unvanını elde etti. Başlıca eserleri şunlardır (Slattery, 2012: 188):

Herbert Blumer - Sosyolojik Yaklaşımı, Toplum Görüşü, Temel Varsayımlar, Metodolojisi vb.

Kısa Hayat Hikâyesi ve Eserleri

Blumer (1900-1987) St. Louis, Missouri’de doğdu. Missouri Üniversitesinde öğrenim gördü. 1921 ve 1924 yıllarında lisans ve yüksek lisans derecelerini kazanmıştır (Kinloch, 2014: 248). 1928 yılında doktorasını Ellsworth Faris’in nezaretinde tamamlayan Blumer, 1927-52 yılları arasında Chicago Üniversitesi Sosyoloji Fakültesinde bulunmuştur. Bir öğrenci olarak G. Herbert Mead’in yanında öğrenimini sürdürmüştür. 1941-52 arası American Journal of Sociology yayımcılığı ve 1956’da American Sociological Association Başkanlığını yürütmüştür (Wallace ve Wolf, 2013: 288). Chicago Üniversitesi’nden sonra Berkeley’deki California Üniversitesi’nde çalışmıştır. Blumer’in entelektüel ilgileri arasında sosyal psikoloji, kolektif davranış ve kitle iletişimi yer almaktadır. O, sembolik etkileşim terimini geliştiren kişidir. En bilinen çalışması Symbolic Interactionism, Perspective and Method (Sembolik Etkileşimcilik, Perspektif ve Yöntem) – 1969 adlı kitabıdır (Kinloch, 2014: 249).

27 Aralık 2015 Pazar

Lontano - Jean Christophe Grange

Lontano'yu okuduktan hemen sonra bu yazıyı yazmıştım. Devam kitabı olan "Kongo'ya Ağıt"ı da okudum ancak o kitap için bir şeyler yazmam şu an mümkün değil. Lontano için aşağıda bahsettiklerimle ilgili sorusu olana veya kitabın herhangi bir yerinde kafasına bir şey takılanlara e-posta atmaları halinde cevap verecektim bu nedenle de kitabı okurken bazı sayfaları not alarak birtakım düzenlemeler yapmıştım ancak kitap şu an bir kütüphaneye bağışlandı ve bende değil. O nedenle aşağıda yazdıklarımın bir kısmının havada kalmamasını umuyorum.

28 Eylül 2015 Pazartesi

Star Wars Bize Ne Anlatır?

Serinin yedinci filmi olan “Güç Uyanıyor – Force Awakens” ile 10 yıl sonra tekrar sahneye çıkan ve popüler kültürdeki yerini yine tüm alış veriş mekanlarında unsurlarıyla dolduran Star Wars film serisi bize ne söylemektedir? Seri, “iyi” ve “kötü”nün ezelden gelen mücadelesini, fonksiyonel robotları, kendine ait bir evreni, intikamı, insanın içinde barındırdığı kötülüğün alevlenmesini, gücü elinde bulundurmanın mücadelesini, aşkı, disiplinli “jedi” eğitimini vs. birçok şeyi barındırırken benim vurgulamak istediğim nokta serinin barındırdığı demokrasiye olan inançtır.

27 Mayıs 2015 Çarşamba

Pierre Bourdieu - Hayatı, Sosyolojik Yaklaşımı, Metodolojisi vb.

Kısa Hayat Hikâyesi ve Eserleri

Babası bir devlet memuru olan orta alt sınıf bir aileye mensup Pierre Bourdieu 1930 yılında Fransa’da doğdu. Durkheim ile aynı okuldan mezun olan Bourdieu Fransız toplumbilimciler arasında en çok tanınandır. Kendi çevresi olmasa da Paris’in siyaset ve iş dünyasındaki seçkin çevreleri incelemiştir. 2002 yılında hayatını kaybetmiştir. Fransa’nın aydın sınıfına katılmanın teminatı olan ve öğrencilerinin kamu görevlisi olarak kabul edildiği Ecole Normale Superieure’a (ENS) kabul edilen Bourdieu, bu okuldan mezun olsa da Paris’in seçkin sınıfına yabancı kalmıştır. O, temel anlamda akademik basamakları hızlı çıkmamış ve akademik konumlara hemen gelmemiştir. Bunun nedeni, akademik camiadaki profesörler elitine olan yoğun eleştirisidir. Bu eleştirinin temel noktası çok az araştırmaya dayalı bilgi üretildiği bu bakımdan basitçe eski bilgilerle yetinmek yerine araştırmalarla yeni bilgiler kazanılması gerektiğine dayanır.

Michel Foucault - Sosyolojik Yaklaşımlar

Kısa Hayat Hikâyesi ve Eserleri

Postmodernist Michel Foucault (1926-1984), sosyologlarda bedene karşı ilgi uyandırmakta önemli olmuştur. Foucault Amerikan geleneğinde profesyonel bir sosyolog değildir; ünlü College de France’da ölümüne kadar işgal etmiş olduğu kürsü, tarih ve düşünce sistemleri alanındadır. Aldığı dereceler felsefe, psikoloji ve psikopatolojidedir. Ancak çalışmalarında sosyolojik kuram, edebiyat ve kültür incelemelerinden çok etkilenmiştir. Özellikle kendisine göre, modern dünyayı temsil eden hapishane ve düşkünler evi ile ilgilenmiştir (Wallace & Wolf, 2013: 503). Başlıca eserleri şunlardır: Deliliğin Tarihi (1967), Kliniğin Doğuşu (1973), Kelimeler ve Şeyler (1973), Bilgini Arkeolojisi (1972), Hapishanenin Doğuşu: Disiplin ve Ceza (1977).